Çinli bilim insanları Buz Devrindeki insan göçlerine dair yeni kanıtlar buldu

BEİJİNG, 13 Mayıs (Xinhua) — Çinli bilim insanları, uluslararası meslektaşları ile birlikte çağdaş ve antik insan DNA’sının izini sürerek Buz Devri’nde insanların Çin’in kuzey kıyılarından Amerika kıtasına ve Japonya’ya göç etmiş olabileceğine yönelik yeni kanıtlar buldu.

Amerikan yerlilerinin genel olarak Sibirya’dan geldiğine yönelik geniş kabul gören bir kanaat bulunuyor. Ancak yakın zamanda bulunan genetik, jeolojik ve arkeolojik kanıtlar, Avrasya’nın farklı bölgelerinden Amerika kıtasına doğru çok sayıda göç dalgasının yaşanmış olduğunu ortaya koyuyor.

Çin Bilimler Akademisi’ne bağlı Kunming Zooloji Enstitüsü, Çin’deki diğer kurumlar ve İtalya’dan araştırmacılar, Avrasya’dan günümüze ait 100.000’in üzerinde ve antik dönemlerden 15.000 DNA örneği topladı. Araştırmacılar, mitokondri DNA’sında var olan ve dişi soyu yoluyla akrabalık izini takip etmeye imkan veren bir ata soyuna ilişkin 216 çağdaş ve 39 antik örnek belirledi.

Bilim insanları, Çin’in kuzey kıyılarından Amerika kıtasına doğru iki göç dalgasının yaşandığını tespit etti. Birinci göç dalgası, Buz Devri’nde 26.000 yıl önce ile 19.500 yıl öncesi arasında yaşanırken ikinci dalga, bunu takip eden 19.000 yıl öncesi ile 11.500 yıl öncesi arasındaki erime döneminde gerçekleşti.

Araştırmacılar, ikinci dalga sırasında aynı atasal soyu paylaşan bir grup antik insanın Japonya’ya göçtüğünü de buldu.

Kunming Zooloji Enstitüsü’nde baş araştırmacı olan Li Yuchun’a göre araştırma, antik Çin’in kuzey kıyılarındaki nüfusun, Sibirya, Avustralya-Melanezya ve Güneydoğu Asya’dan gelen atasal kaynaklara ek olarak, Amerikan yerlilerinin gen havuzuna katkıda bulunduğunu ortaya koyduğu söyledi.

Araştırma ayrıca bu ata kaynağın, Japonların, özelliklerin yerli Aynu halkının gen havuzuna da katkı verdiğini gösterdi. Araştırmanın, Paleolitik dönemde Çin, Japonya ve Amerika kıtasında yaşayanlar arasındaki arkeolojik benzerliklerinin açıklanmasına yardımcı olması bekleniyor.

Araştırma, Cell Reports dergisinde yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir