Kansızlığın 3 büyük tehlikesi

Tıp dilinde ‘anemi’ olarak adlandırılan ve kana rengini veren kırmızı kan hücreleri alyuvarların (eritrosit) azalması şeklinde tanımlanan kansızlık toplumumuzda yaygın görülen bir sorun. Ancak çoğu zaman önemsenmiyor.

Prof. Dr. Osman Erk

Oysa kansızlığın nedeninin mutlaka tespit edilmesi gerektiğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

BİR HASTALIK DEĞİL BULGUDUR

Kansızlığın sonuçlarının yanı sıra nedenlerinin de ayrıntılı bir şekilde irdelenmesi gerekir. Zira birçok önemli hastalığın belirti ve bulgularından bir tanesidir, bazen de sadece tek bulgudur. Maalesef kansızlık yeterince önem verilmeyen bir bulgu olmaya devam etmektedir. Oysa başta kanser, romatizmal hastalıklar, kronik enfeksiyonlar, şeker hastalığı, böbrek yetersizliği gibi pek çok hastalığa eşlik eden çok önemli bir belirtidir. Toplumda çok yaygın bir durumdur. Kansızlığın tanısının konulması, neye bağlı olduğunun saptanması ve tedavisi son derece önemlidir. Çünkü ciddi hastalıklara yol açar, erken yaşlandırır ve öldürebilir.

İŞTE BELİRTİLERİ

Kansızlık şu belirtilere neden olur.

■ Halsizlik, yorgunluk, çabuk yorulma

■ Çarpıntı, taşikardi

■ Baş dönmesi, fenalık hissi

■ Adet düzensizlikleri

■ Cinsel fonksiyon bozukluğu

■ Baş ağrısı

■ Kulaklarda çınlama ve uğultu

■ Kol ve bacaklarda uyuşma ve iğnelenmeler (B12 eksikliği)

■ İştahsızlık, bulantı, yutma güçlüğü (demir eksikliği)

■ Dilde yanma ve tat alamama (B12 eksikliği)

■ Göğüs ağrısı

■ Ateş

■ Deri, göz akları ve el ayası çizgilerinde solukluk

■ Eforla gelen nefes darlığı

■ Sinirlilik, konsantrasyon yeteneğinde azalma.

NASIL ANLAŞILIR?

Kansızlığın tanısı kanda hemoglobin miktarı, hematokrit değeri ve eritrosit sayılarına bakılarak konulabilir. Kan tetkiki olan hemogramdaki eritrositlere ait birtakım parametreler (eritrosit hacmi=MCV gibi) aneminin nedenini ortaya koyar.

ERKEKLERDE DEMİR EKSİKLİĞİNE DİKKAT! 

Demir eksikliği anemisi; kan demiri, serum total demir bağlama kapasitesi, ferritin düzeylerine bakılarak tanı konulabilir. Demir eksikliği tüm dünya nüfusunu yüzde 25 kadarını etkilemektedir ve en sık görülen beslenme bozukluğudur. Kayıp, bağırsaklar ve kadınlarda genital yol ile olmaktadır. Kronik kan kayıplarının bir kısmı sinsi seyreder herhangi bir belirti ve bulguya yol açmaz. Mide ülseri, mide fıtığı, yemek borusu ve midedeki varisler, kolon polipleri, ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi iltihabi bağırsak hastalıkları, parazitler, kronik aspirin ve kan sulandırıcı ilaç kullanılması gibi nedenler ‘demir eksikliği anemisi’ne yol açabilir. Kadınlarda adet kanamalarına bağlı olarak demir eksikliği kansızlığı sık olarak ortaya çıkarken, erişkin bir yaştaki erkekte görülen demir eksikliği anemisi mutlaka ciddi bir bulgu olarak ele alınmalıdır. Erkekte demir eksikliği anemisi kanserlerin özellikle mide-bağırsak kanserlerinin ilk belirtisi olabilir. Erken tanı ve tedavi ise hayat kurtarıcı olacaktır. Böyle bir durumda mide-bağırsak sisteminin endoskopik olarak incelenmesi tanı açısından çok önemlidir. Kadınlarda yine adet kanamaları ile açıklanamayan demir eksikliği kansızlığı, jinekolojik tümörler açısından alarme edici olmalıdır.

ÖNCELİKLE NEDENİ ARAŞTIRILMALI 

Demir eksikliği tanısı konduğunda tedavinin iki amacı vardır. Demir eksikliğinin nedenini bulmak ve ortadan kaldırmak, sonra demir tedavisi ile demir depolarını doldurmaktır. Neden bulunup, ortadan kaldırılmadığı sürece demir eksikliği tedavisi başarılı olamaz. Örneğin bir bağırsak kanseri vakasında, sadece demir tedavisi yapılarak başarılı olunamaz çünkü demir ve kan kaybı devam etmektedir. Demir eksikliği tedavisinde asla kan transfüzyonu önerilmez. Kan transfüzyonu çok önemli işlemdir ve canlı doku transplantasyonu gibi sonuçlara yol açmaktadır. Akut, yeni ortaya çıkan bir kanama durumu olmadıkça kan transfüzyonu asla yapılmamalıdır. Demir tedavisi tek başına demir tuzları ile yapılmalıdır. İki değerlikli demir tuzları, üç değerlikli demir tuzlarına göre daha kolay emilir. Vitaminlerle zenginleştirilmiş demir preparatları uygun değildir. Demir preparatları mide-bağırsaklarda bulantı, kusma, ishal ve kabızlık gibi yan etkilere neden olabilir. Bu nedenle tedaviye düşük dozlarda başlanmalı ve ilaç mümkünse yemek aralarında alınmalıdır. Demir tedavisi dışkının renginde kanamaya benzer renk değişikliğine neden olabilir.