Limak Holding ve Limak Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir: Türk müteahhitler dünyada marka

– İspanya’da çok prestijli bir projeye başladınız. Barcelona’nın ünlü stadı Camp Nou’nun tekrar inşasını üstlendiniz. İstanbul Finans Merkezi Merkez Bankası’nın inşaatı belli bir aşamaya geldi. Bu yıl nasıl geçiyor Limak açısından?

2023 yılına hızlı başlamıştık ama tabii 6 Şubat sabahı çok büyük acıyla uyandık. Gerçekten geri döndüğümde ve tekrar gözlerimi kapattığımda o anı yaşadığım korkuyu, acıyı tekrar yaşıyorum. Çok üzüldük. O günden beri de zaten deprem bölgesinde bir fiil yardımlarla uğraşıyoruz. Bir yandan da İskenderun Limanı hasar gördü. Onun onarımı için büyük bir çaba sarf ediyoruz. Bir rıhtımı açtık ama çabalarımız ve onarım faaliyetlerimiz devam ediyor. Dedik ki “Beraber iyileşeceğiz, yaralarımızı beraber saracağız.” O yüzden hedeflerimizi değiştirmiyoruz. İştiraklerimizle birlikte 50 bin kişiden fazla istihdama sahibiz. Yani bizim sonuçta çalışanlarımıza karşı sorumluluğumuz var. 15 ülkede bulunuyoruz.

– Önümüzdeki yıl için hedefleriniz neler?

2023’te özellikle enerji tarafında daha çok yenilebilir enerjiyi hedefledik. Çünkü biliyorsunuz ki tüm dünya yeşil enerjiyi konuşuyor. Bu sene Davos’taki önemli konulardan biri de buydu. İleriki dönemlerde de temiz enerji en önemli konulardan biri olmaya devam edecek. Rüzgâr, jeotermal, güneş gibi enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi konusunda çalışıyoruz. Bunun haricinde Barselona Futbol Kulübü’nün stadı Spotify Camp Nou’nun yenilenmesi işini almıştık. Kulüp geçtiğimiz günlerde finansmanı tamamladı. Buradan sağladığı fonla ilk aşamada stadın yenilenmesini yapacağını duyurdu. Biz bu projeyi Avrupa’ya giriş olarak görüyoruz. Odağımızı Avrupa, Amerika’ya çevirmek istiyoruz. Barcelona’yı aldıktan sonra Avrupa’nın çeşitli bölgelerinden çok farklı iş teklifleri gelmeye başladı.

YAKINDAN TAKİP

– İspanya’da Barcelona’nın stadını yapmak çok prestijli bir iş. Türk müteahhitlik sektörünün genel durumuyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Yurtdışındaki hedefleriniz ne?

Hep bu örneği veriyorum; Artık bütün ülkelerin ‘Her şeyi yaparız’ demesini çok doğru bulmuyorum. Türkiye’nin eğer üç gücü varsa bence bunlar; müteahhitlik hizmetleri, turizm ve tarımdır. Nitekim bunu da Engineer News Record dergisinin listesinde (her sene yayınlanan kendi ülkesi dışında iş yapanların listesi) yavaş yavaş yukarı çıkarak gösteriyoruz. Bu sene 50’nci sırada yer aldık. Türk müteahhitlerin iş kalitesi, mühendislik gücü dünya çapında bir marka haline geldi. Yurtdışında Çinli firmaların neler yaptığını da yakından takip ediyoruz. Birçok işi yarım bıraktılar. Dolayısıyla Türk müteahhitleri daha fazla istenilen firmalar haline geldi. Şimdi gördüğümüz bir başka nokta; hem Avrupa hem de Amerika’da altyapılar eskiyor. Bu durum Türk müteahhitler için yeni fırsatlar yaratıyor. Bizim de bu fırsatlara yönlendiğimizi söyledim. Diğer taraftan da Körfez ve Arap yarımadası, özellikle yükselen petrol fiyatları nedeniyle büyük projelerle gündemde. Özellikle Suudi Arabistan yeni şehirler, havaalanları kuruyor. Bu projeleri de altyapı tecrübemiz nedeniyle yakından takip ediyoruz. Onlar da bizi yakından takip ediyor, davet ediyorlar. Amacımız en iyi bildiğimiz iş olan inşaatta yine ENR listesinde ilk 10’a kadar çıkabilmek ve bunu sürdürülebilir hale getirmek.

– Ocak ayında Dünya Ekonomik Forum 2023 Yıllık Toplantısı’nda konuşmacıydınız. Farklı oturumlarda konuştunuz ve Türkiye’nin Mühendis Kızları projesi özelinde de ödül kazandınız. Bu yılki Davos’la ilgili gözlemleriniz neler?

Dünya Ekonomik Forum benim uzun zamandır takip ettiğim ve katılmaya çalıştığım bir platform. Aslında Türk firmaları biraz az. Onun için keşke daha çok Türk özel sektörü yer alsa. Dünyada ne oluyor, ne bitiyor 3-4 günde öğrenebiliyorsunuz. Bu yılın teması ‘parçalanmış bir dünyada işbirliği’ ki; gerçekten dünya çok kutuplara bölündü. En çok konuşulan konu elbette Rusya-Ukrayna kriziydi. Yükselen enerji fiyatları, enerji krizi her zaman gündemde. İklim değişikliği krizi, göç de başlıklar arasındaydı.

Fırsat eşitliği en çok konuştuğum konular biliyorsunuz. Orası bizim hassas noktamız ki bu sene ödül kazandık. Türkiye’nin Mühendis Kızları projesi çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık alanında dünyadaki en iyi sekiz projeden biri seçildi. McKinsey bu projeyi yürüttü. Bizim amiral gemimiz olan ve en sevdiğim, önem verdiğim bu projenin ödül kazanması bizi çok mutlu etti. Türkiye’nin Mühendis Kızları, Walmart, Shneider Elektrik, PWC, EY, Randstad, Shiseido, Tata Steel gibi küresel şirketlerin sosyal yatırımlarıyla aynı listede yer aldı. Onun için çok gururlandık çok mutlu olduk. 

BÖLGEDE OLACAĞIZ

– Siz de bahsettiniz. 6 Şubat’ta çok acı bir deprem yaşadık. Bu depremi hem unutmuyoruz hem unutturmamaya çalışıyoruz. Deprem sonrasında Limak olarak birçok rol üstlendiğinizi biliyorum. Onlardan bahsedebilir misiniz?

O sabaha geri döndüğümde, korku ve acı hissediyorum. O sabah hemen kriz merkezi kurduk, uçağımızı seferber ettik. Bütün arkadaşlarımızı aradık. Kahramanmaraş’ta deprem olduğu haberi geldiği için yani nerelerin zarar görmüş olduğunu çözemedik. Barajı, limanı aradık. “Herkes iyi mi” sorusu önceliğimizdi. Sonra bütün şirketimizi alarma geçirdik. En önemlisi arama kurtarma çalışmalarıydı. 200’e yakın iş makinesi, TIR, kamyon operatörleriyle şantiyelerden bölgeye intikal ettiler. Hatta dağcılık tecrübesi olan çalışanlarımız da bölgeye gitti. Acil ihtiyaç maddeleri, lojistik malzemeleri gönderdik. İlk konteyner siparişi veren firmalardan biri olduk. Hatay’da çok hızlı bir konteyner kentini kendimiz yaptık ve teslim ettik. Adıyaman, Kahramanmaraş, Diyarbakır, İskenderun’da da büyük konteyner kentler kurduk. Hatay Havalimanı’nın çok hızlı onarılması gerektiği için oraya çimento tedarikinde bulunduk. Otelde depremzedeleri misafir ettik. 23 Nisan şenliği yaptık. Çocuk parkı yapmıştık İskenderun’da, Çocukları çok eğlendirdiler. Aldığım en güzel yorumlardan biri, “Günlerdir ilk defa bugün güldük” oldu. Bu sebeple Atlantik Konseyi Türkiye Programı ile bir röportaj gerçekleştirdik.Atlantik Konseyi’nin internet sitesinde yayınlandı. Yine Engineer News Report dergisi ile de bir röportaj yaptık. Neden yardımların sürekli ve sürdürülebilir olması gerektiğini, insanların nelere ihtiyacı olduğunu ve aslında ilgimizin azalmaması gerektiğini anlattım. Biz elimizden gelen her türlü destekle bölgede olmaya devam edeceğiz.

– İnşaat gerçeğini, deprem gerçeğini en iyi bilen insanlardansınız. Bu bağlamda yaşadığımız deprem sonrasında neler söylersiniz? Hangi uyarılarda bulunursunuz?

Biz de inşaatçıyız, sonuçta. Bu binalar da inşaatçılar tarafından yapılıyor. En önemli şey ‘sorumlu’ inşa etmek. Yani sorumluluğunu da alacağız. İstanbul deprem bölgesi. Biz Sabiha Gökçen’in inşaatını yapmaya başladığımızda, fay hattına çok yakın olduğunu gördüğümüzde, daha şartnamelerde yoktu ama gittik San Francisco’da hocalarla çalıştık, şirketlerle çalıştık ve deprem izolatörlerini Türkiye’ye getirdik. Sabiha Gökçen Havalimanı’nın altına yerleştirdik. Dünyada deprem izolatörlerinin o zaman için uygulandığı en büyük yapı, en geniş yapı oldu. Yani diyorum ki; biz inşaatçılar olarak sorumluluğumuzu alıp sorumlu bir şekilde inşa etmemiz gerekiyor.

MÜHENDİS KIZLARA KÜRESEL PERSPEKTİF

– Türkiye’nin Mühendis Kızları projesine nasıl bir vizyon biçiyorsunuz?

Projeye küresel bir perspektif kazandırmaya başladık. Mühendislikte kadın sayısı az ve bu sadece Türkiye’nin sorunu değil. Onun için bu konuda beraber hareket etmek isteyen, buna öncelik vermek isteyen çok şirket oluyor. Biz de dedik ki; bu projeyi Global Engineer Girls olarak çoklayalım ve bir sürü başka ülkeye götürelim. Aslında Kuveyt’e götürdük. Üç senedir de yapıyoruz. Hatta bu arkadaşlarımız Türkiye’de mezuniyet törenine bile katıldı. Havaalanı inşaatında çalışıyorlar, Kuveyt’teki projelerde çalışıyorlar. Şimdi hem Kosova’da hem de Kuzey Makedonya’da bu projeye başladık, öğrencilerimizi seçtik. Oradaki ekiplerimizle birlikte projeyi başlatmış olduk. Mesela S. Arabistan’dan bize bir istek geldi, onlarla görüşüyoruz. Barselona’ya gittik orada da aynı problem var. Dolayısıyla var olduğumuz her yerde mühendis kızlar projesini o bölgenin yerel idareleri ve yerel şirketlerle büyütmek istiyoruz. Sekiz yılda 800’den fazla öğrenciye ulaştık. 150 öğrenciyle yolumuza devam ediyorduk ama bir baktık depremden sonra oradaki kız öğrencilerimizi de kapsamamız gerekiyor. 71 depremzede öğrenciyi Türkiye’nin Mühendis Kızları projesine kabul ettik. Bayramda onlarla buluşma yaptık, gerçekten çok mutlu oldum. Çünkü onlar da kız kardeşlik ağını hissettiler. Bu projeye bu kızlar geri dönüp mentor oldukları müddetçe devam edeceğiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir