Meme kanseri vakaları neden artıyor?

Ülkemizde meme kanseri farkındalığı düşük olduğu için kanserin erken evrede fark edilmesi oldukça güçleşmektedir. Gelişmiş ülkelerde meme kanserli hastaların yüzde 25’lik önemli bir kısmında Evre-0 meme kanseri saptanmaktadır. Türkiye’de ise kanser ancak belirli bir boyuta ulaştıktan sonra kitlenin hasta tarafından hissedilmesi yoluyla doktora gidilmekte ve geç teşhis edilmektedir. Ne yazık ki özellikle pandemi sürecinde kontrollerin ihmal edilmesi nedeniyle hastalığı ileri evrede teşhis edilenlerin sayısı artmıştır. Ülkemizde yaşam tarzının batılı ülkelere benzemesi (hareketsizlik, şişmanlık, sağlıksız beslenme vs.), kadınların daha az ya da geç doğum yapması, daha az süre emzirmesi ve nüfusun artması da meme kanserli hasta sayısında yükselişe neden olmaktadır. Son günlerde şişmanlık, vücut kitle indeksi, kilo ve meme kanseri arasındaki ilişki dikkat çekicidir. Özellikle menopoz dönemindeki kadınların kilo almaları yani vücutlarındaki yağ dokusunun fazlalaşması östrojen sentezinin artmasına neden olmaktadır. Bu da meme kanseri riskini artırmaktadır.

Vahit Özmen

İŞTE KORUNMA YOLLARI

Şişmanlığı önlemek için düzenli egzersiz yapmak (haftada toplam 5-6 saat) ve kalori alımını kısıtlayıcı diyet uygulamak şarttır. Bu koruyucu önlemlere ek olarak 12 aydan daha uzun süre emzirmek, hormonlu besinleri tüketmemek, alkolden uzak durmak ve östrojen hormonlu ilaçları uzun süre kullanmamak gerekir. Meme kanserinden bir diğer korunma yöntemi de her iki memenin kanser olmadan boşaltılması ve içerisinin protezle doldurulmasıdır.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Meme kanserinin tüm tedavilerinde (cerrahi, kemoterapi, hormonoterapi ve radyoterapi) oldukça önemli yenilikler bulunmaktadır. Cerrahi tedavide onkoplastik cerrahi ön plana çıkmaktadır. Bu yöntemle kanserli meme korunduğu gibi, hastalık olmayan kanserli memeyle simetrik görünmesi için küçültülmesi veya büyütülmesi mümkün olmaktadır. Onkoplastik meme cerrahisi olarak uyguladığımız yeni bir yöntem ise mini latissimus dorsi kasını kullandığımız yöntemdir. Bu teknikte tümör temizlendikten sonra ortaya çıkan boşluk, koltuk altında bulunan latissimus dorsi kasının bir kısmı ile doldurulmaktadır. Bir de meme cerrahisinde bilinen ve yaklaşık 20 yıldır uyguladığımız bekçi lenf düğümünü bulma yöntemi (sentinel lenf nodülü biyopsisi) vardır. Bu yöntemde meme başı arkasına verdiğimiz mavi boya veya radyo aktif maddenin koltuk altında ulaştığı ilk lenf bezi çıkarılarak patolojiye gönderilir. Eğer bu lenf bezine tümör gelmemiş ise diğer lenf bezlerinin çıkarılmasına gerek kalmaz. Meme kanserli hastalarda kemoterapi de çok sık uygulanmaktadır. Bunlara ek olarak meme kanseri tedavisinde yeni kullanılmaya başlayan birtakım ilaçlar bulunmaktadır. Bu ilaçlar özellikle ileri ve metastatik hastalarda daha başarılı sonuçlar vermektedir. İleri meme kanserli hastalarda yeni ilaçların kullanılması hastaların yüzde 50-60’ında tümörün tamamen kaybolmasını sağlamaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir